|
TürkHaber'in son konuğu, Ercan Bekar. Uluslararası Türk Ukrayna İşadamları Derneği'nin (TUİD) Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini yürüten Ercan Bekar, ülkenin en fazla tanınan Türk inşaatçıları arasında yer alıyor.
Sorularımızı içtenlikle yanıtlayan Ercan Bekar ile, okul yıllarından, eşekle su taşınarak bitirilen Sudan'daki hastahane inşaatına, Ukrayna genelindeki 650 bin metrekarelik projelerden, inşaat sektörünün durumuna, Türk Ukrayna ilişkilerinden, Ukrayna'daki Türk işadamlarına,TUİD'e ve Ukrayna'daki öğrencilerimize kadar bir çok konuyu konuştuk.
TH:
İyi günler Ercan bey;Öncelikle röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ediyorum. Ukrayna'daki bir çok Türk işadamı sizi tanıyor. Bir yıldan fazla süredir TUİD Yönetim Kurulu Başkanısınız ve ülkenin hatırı sayılır inşaat şirketlerinden ERBEK'in sahibisiniz ve çekirdekten inşaatçısınız. Çalışmaya kaç yaşında başladınız?
Ercan Bekar:
Çok eskilere gittik Serkan bey. Beklemiyordum bu tür bir soruyu. Şöyle yanıt vereyim, çalışma hayatıma orta okul yıllarında başladım, 14 yaşlarımdaydım. Arkadaşlarımın tatile gittiği yaz tatillerinde, ben babamın yanında çalışırdım. Çok iyi bir teknisyendi. Ona aldığı küçük taşeronluk işlerinde yardım eder harçlığımı çıkartırdım.Tatili böyle değerlendirirdim, bir tesisat borusunu sıkar, boya işlerini yaparken babama yardım ederim.
TH:
Küçük yaşta başladığınız bu işlerin faydası olmuştur sanırım.
Ercan Bekar:
Elbette oldu. Öncelikle işi öğrenmem açısından iyi oldu. Sonra piyasayı tanımakta faydalarını görüyorsunuz, hayatı erken yaşta tanımaya başlıyorsunuz.
TH:
Peki okuldan sonraki ilk profesyonel inşaat işiniz neydi?
Ercan Bekar:
İlk inşaat işimi yaptığımda sene 1980'di. Ama ondan önce 1979 yılında bir devlet memurluğu denemem oldu. Denemem diyorum çünkü fazla kalamadım. Devletteki işleyişi o tarihlerde öğrendim diyebilirim. Sektör çok farklıydı tabi. GİMA vardı bilirsiniz, o zamanlar devlet şirketiydi. GİMA Genel Müdürlüğü'nde Mağazalar Koordinasyon Bölümü'nde görevliydim. Ticaret Bakanlığı'na bağlı bir kurumdu ve Türkiye'nin bir çok şehrinde mağazalar vardı. Bu mağazaların faaliyetlerini izliyorduk.
TH:
Peki neden ayrıldınız.
Ercan Bekar:
Ayrıldım çünkü devlet memurluğunun benim için olmadığını anladım. Yavaş bir çalışma temposu vardı. Ben biraz tezcanlıyımdır, hareketli aktif çalışmayı seven ve buna alışmış biriyim. Çalıştığım zaman verimini alabildiğim, sonucunu görebildiğim işi yapmak isterim. Bu nedenle ayrıldım o dönemde.
TH:
Memurluktan sonra ilk özel sektör deneyimi ne oldu; işe mi girdiniz? Şirket mi kurdunuz?
Ercan Bekar:
Şirket kurduk. Babam işleri belli bir noktaya getirince, "bu işler şahsi çabalarla yürümez, bir şirket kuralım" dedik, benim büyük kardeşim makina mühendisiydi, onun şirketi ile "start aldık".
TH:
İnşaat sektörüydü değil mi?
Ercan Bekar:
Evet. Kurduğumuz firmanın amacı yurt içinde devlet taahhüt işlerini yürütmekti. Türkiye'den ayrılıncaya kadar devlet taahhüt işleri yaptık. İhaleleri resmi gazeteden takip ederdik, sonra ihaleye girip aldığımız projeleri teslim ederdik. 1980'den 83'e kadar taşeron firmaydık.. Daha sonra ana müteahhit firma olduk.
TH:
İlk projenizi hatırlıyor musunuz?
Ercan Bekar:
KİT'lere iş yapıyorduk, İller Bankası'na, Devlet Hava Meydanları'na, TRT'ye iş yapıyorduk. Bu kurumların projeleri genellikle uzak yerlerde oluyor. Hiç unutmuyorum, İller Bankası'nın bir projesiydi Erzincan Kemaliye'de soğuk hava depoları yaptık, ilk işimiz buydu. Sonra TRT'nin radyo binası, anahtar teslim hizmet binası gibi işlerini yaptık. Ankara'daydık ama işlerimiz hep, tabiri caizse gurbette oldu.
TH:
İlk yurt dışı işiniz neydi, ne zaman Türkiye dışında iş yapmaya başladınız?
Ercan Bekar:
Türkiye'den ilk çıkışımız 1993 yılıydı. 1980'li yıllarda Türkiye'de mütahhitlik işlerinde büyük kazançlar elde etmeniz münkün olmazdı. Ancak masraflarınızı karşılardınız. İhalede en düşük fiyatı veren aldığı için, kazancınız da düşük olurdu. Bunu böyle 1993'e kadar taşıdık. Sonra "neden ülke dışında iş yapmıyoruz" dedik. 1992 Yılında Türkiye Kalkınma Bankası, Türkiye Cumhuriyeti'nin Afrika'da Sudan'da bir Türk Hastahanesi yapacağı ilanını verdi. Çok sevindik. İş büyük bir iş, anahtar teslim bir hasthane yapacaksınız ve devlet garantili...1993'te ihalesi oldu. Üç Türk firmasından biriydik. İhaleye girebilmeniz için yer görme belge almanız gerekiyordu. İş , Sudan'ın başkenti Hartum'daydı iş. Her acidan bizden gerideydiler , Sağlık sektörüde çok gerideydi. Türkiye'nin finansal desteği ile yapılan bir projeydi. İhaleye girdik ve kazandık. Bu proje bizim için çok önemliydi, yurt dışına açılmamız gerekiyordu, bir tür sıçrama tahtası gibi bir projeydi.
TH:
Projeden biraz bahseder misiniz?
Ercan Bekar:
Iyi bir işti. Oncelikle hastahene işi olmasi ve oraya çok gerekli olmasi yapimci olarak bizi motive etti.İnsanların iyilikseverliklerini ve yardımlarını, sevecen bakışlarını görmeliydiniz. 100 Yataklı, tam teşekküllü, tek katlı bir hastaheneydi.Hartum'un varoşlarında ; 500 bin nüfuslu bölgeye hizmet verecekti. Is burokratik nedenlerle 2 yıl sürdü ve bitene kadar bilfiil orada kaldım.
TH:
Afrika'nın ortasında, bir çok eksikliği olan bir ülkede tamamladınız projeyi. Peki ne tür güçlükler yaşadınız, unutamadığınız bir anınız var mı?
Ercan Bekar:
İş iki ulke arasindaki burokratik islemlerden dolayi iki yıl surdu. Sıkıntılar oldu tabi. Düşünün isi yapacaginiz yerde su yok , Nil'in yanindasiniz elli -yuz metre mesafede is yapiyorsunuz ve memlekette su yok. Harcı karacak, betonu yapacak su yoktu.
TH:
Nasıl yani? Koca inşaatı eşeklerle taşınan suyla mı tamamladınız?
Ercan Bekar:
Ilk isimiz Turkiye'den yolcu ucagi ile tasinabilecek birer adet derin kuyu pompasi,betoniyer ve bir adet jenerator getirmek oldu.Bunlar gelip devreye alana kadar esekle su tasima isine devam ettik.Halkın evlerine götürdükleri suyu plastik bidonlarla eseklerle tasidiklarini gordum. Baktimki orada bu sistem var , hemen ise adepte ettim, suyu yerel halka eşeklerle taşıttim.Ve getirdiğimiz bu sularla ben inşaatını temelini yaptım.Bu isi ulkemiz adina yapiyorduk ;proje ve konsept Türkiye'nindi.Hartumdaki diger tum diplomatik temsilciliklerin gozu bu projedeydi. Bir tür prestij projesiydi, çok güzel olmak zorundaydı ve oldu da.
TH:
Başka neler yaşadınız Hartum inşaatında?Bürokraside sıkıntı var mıydı?
Ercan Bekar:
Olmaz mı, elbette vardı. Nasıl Ukrayna'da yaşadıysak orada da yaşadık bürokratik sıkıntıları. O dönem , yaşam koşulları Turkiyenin çok gerisinde olan bir bölgeydi. Tabi aradan 15 sene geçti ; o donemden bugune olumlu bir cok gelişme oldu.
TH:
Hastahane nasıl isimlendirildi?
Ercan Bekar:
Adı Türk Hastahanesi oldu. Müsteşvak Türkiye diye geçti. Sıtma oranları çok yüksekti. Sarılık çok yüksek oranda yaşanıyordu. Bu tür hastalıkların tedavi edildiği bir hastahane oldu. Herşeyi Türkiye'den götürmüştük. Ameliyat masasından tutun, diş dolgu malzemesine kadar herşeyi organize ettik ; satın aldık Türkiye'den Sudan'a götürdük. Türkiye, Sudan'a böyle güzel bir hastahane hediye etti. Ülkemizden çıkışımız ilk kez bu proje ile oldu.
TH:
Hiç unutamadığınız bir anınız var mı oradan?
Ercan Bekar:
Çok fazla anı var. Ama hiç unutamadığım, hastahanenin açılış günü, Sudanlıların gözlerindeki sevinçti. Türkiye'de bir iş alıp gidip Afrika'nın ortasında bir hastaneyi anahtar teslimi inşa etmek ve hizmete sunmanın verdiği mutluluğu, açılış günü insanların sevinçlerini ve bizlere; Türkiye'ye olan sevgilerini hiçbir zaman unutamıyorum. İ
nanın eşekle taşıdığımız sular, çektiğimiz sıkıntılar, katlandığımız zorlukların hepsi o gün uçup gitti. Aklımda en fazla kalan o gündür
TH:
Sudan'dan sonra ne yaptınız, yurt dışı devam etti sanırım.
Ercan Bekar:
Sudan'ı güzel bir şekilde tamamladıktan sonra, Afrika'da çölün ortasında inşaat yapabildiysek her yerde yapacağımızı anladık. Türkiye'ye döndüğümüzde krizle karşılaştık. 94'te yaşana krizin etkileri sürüyordu. Taahhüt işlerinin eski tadı yoktu. Biz de yurt dışında arayışa başladık. Şu anda bulunduğumuz Ukrayna o yıllarda hiç aklımızda yoktu. Suudi Arabistan'da yapabiliriz dedik, belki Romanya, Bulgaristan revaştaydı, oraları olabilir dedik. Ancak arkadaşlarımızla bir toplantımızda Kiev gündeme geldi. 1997 yılıydı, "Kiev'de bir iş var, ama zor bir ülke" dediler. Biz de, "çölden daha zor olacak değil ya deyip atladık" geldik. 1997 yılı sonunda bir ziyaretim oldu, kararımızı verdik ve 3 ay sonra tekrar geldik. Geliş o geliş, Ukrayna'da kaldık.
TH:
Ukrayna'daki ilk işiniz Kiev'de mi oldu?
Ercan Bekar:
Evet Ukrayna'da ilk olarak Kiev'de iş yaptık. O tarihlerde, "12 yıl öncesini konuşuyoruz" bu ülkede kule vinç görmek neredeyse mümkün değildi. Bezarabsky Pazarı'nın hemen arkasında 24 bin metre karelik bir inşaata başladık. Konut inşaatıydı, bize bir çok sıkıntı yaşattı. Ama bizim bu ülkede tutunmamızı sağladı. Düşün o tarihlerdeki ortam, ülke koşulları bugünden çok farklıydı. Bir hayli sabır gösterdik ve tamamladık binayı. Kiev'deki kule vinçli inşaatlardan ya ikinci ya üçüncü inşaattı.
TH:
Bir de Kırım var. Özellikle Aluşta şehrindeki inşaatları bilmeyen yok. Sahil şeridinin yarıya yakınında ERBEK'in bitirdiği yapılar var. 200 bin metrekarenin üzerinde inşaat projesini tamamladınız orada. Kırım'ın bu ölçekteki ilk aquparkının da bulunduğu büyük tesisler tamamladınız. Bu bölgeyi seçmenizin özel bir nedeni var mı?
Ercan Bekar:
Kırım bizim aklımızda yoktu. Ancak Kiev'deki inşaatın sahipleri, Moskovalıydı. Bizim hızımızı ve özenimizi görünce, bize Kırım'daki projelerden bahsettiler. Hiç görmediğimiz bir yerdi. Haydi dedik gidelim, gittik ve kısa bir süre sonra başladık. İnanın ben hep kafamda Afrika'yı baz aldığım için, Kiev, Kırım gibi yerler çok kolay geldi. Bu şekilde başladık Kırım'da.
TH:
Ercan bey hatırlar mısınız? Sizin yaklaşık iki sene önce yaptığımız bir konuşmada, bana Ukrayna'da kültürel bina inşaatlarından bahsetmiştiniz. Kültür içerikli projeler çok büyük karlar getirmiyor çoğu zaman. Bu tür projelere girmenizin nedeni nedir?
Ercan Bekar:
Doğru bu tür projeler çok karlar getirmiyor. Ama farklı anlamlar taşıyan, özellikleri olan projeler. Projelerimizden biri Anton Çehov Tiyatrosu'ydu. Çok önemli bir projeydi. Ukrayna, Rus ve Türk girişimcinin emeği ve projesi ile hayata geçen bir projeydi. Düşünün 110 yıllık bir tarihi Çehov Tiyatrosu, yanmış yıkılmış, eskiye bağlı kalarak yeniden hayata geçirilmesi gereken bir yer. Projeyi, başka firmalar olmasına rağmen bize önerdiler.Çok zahmetli çalışmalar gerektirdi bina, ama son halini görmenizi isterim. İşverenler Moskovalıydı. Böyle bir projenin bir Türk firması tarafından tamamlanmasından duydukları mutluluğu iletmişlerdi o dönemde. Bu tür bir projeyi hayata geçirmekten gurur duyuyoruz.Bir de kilise inşaatımız var. Bu projeyi yaparken çok fazla sorularla karşılaştık. Projeye başladığımızda yerel gazetecilerden, siz Müslümansınız neden kilise inşa ediyorsunuz soruları geldi, bırakın bunu Ukraynalılar yapsın yaklaşımları olmuştu. Ben de onlara, "bütün dinlere saygımız sonsuzdur" demiştim.
TH:
Bu tür projeler devam edecek mi?
Ercan Bekar:
Kriz nedeni ile bu tür projelerimiz askıya aldık. Ama Kiev merkezli olarak bu tür projelere devam edeceğiz.
TH:
12 Yıldır Ukrayna'dasınız. Toplam kaç bina tamamladınız?
Ercan Bekar:
100'ün üzerinde bina tamaladık. Tiyatrolar, aquparklar, konutlar, tatil merkezleri gibi. Yapıların toplam metrekaresi 650 bin metrekare iş bitirdik 12 yılda.
TH:
Kiev'de hangi projeleri tamamladınız? Şu anda devam eden projeler var mı?
Ercan Bekar:
Peçersky'de, bir Kültür Üniversitesi var. Oranın iki öğrenci kampüsünü tamamladık. Kısa bir süre önce teslim ettik. Bu projede doğrudan devletle muhattapttık. Çok ince eleyip sık dokudular. Güzel bir çalışma oldu.Kiev'de özel bir bankanın binasını anahtar teslim tamamladık bir süre önce. Villalar tamamladık.Yine bir hafta önce bir projeye başladık. Park Otel isminde bir proje. Konçe Zazpa'daki bina önümüzdeki senenin Martı gibi tamamlayacağız.Kiev'de sağlık amaçlı bir projemiz var. 4 gün önce anlaşmasını yaptık. İşe de başladık. ERBEK olarak sağlık projeleri ile bir yıldır ilgileniyoruz. Nasıl 5 yıldızlı oteller varsa, sağlık sektöründe de "5 yıldızlı" bir tesis projemiz gündemde. Bunun çalışmalarını yapıyoruz.Su anda bitirmek uzere oldugumuz Kırım'daki bir projemiz var. Bu yapı ile Kırım'da bir ilki gerçekleştiriyoruz , herşeyi ile bitmiş , yani kapısından, dolabına, çamaşır makinesinden, buzdolabına herşeyi olan bir bina yapıyoruz.Satin alan valizini alip yerlesek.Isveren satışlara başladı.
TH:
Projenin tamamı size mi ait?
Ercan Bekar:
Hem projesi, hem inşaatı herşeyi ERBEK tarafından yapıldı bu binanın. Alushta Royal Apartments olarak adlandırildi.
TH:
Ukrayna dışında başka faaliyet gösterdiğiniz ülkeler var mı?
Ercan Bekar:
Evet. Rusya ve Azerbaycan'da ofislerimiz var. Ancak bu ülkelerde şu anda devam eden bir projemiz bulunmuyor.
TH:Biraz da sektörün sıkıntılarından bahsedelim. İnşaat sektörünün içinde uzun yıllardır bulunan, bu ülkede bir çok projeyi tamamlamış bir işadamı olarak, Ukrayna'daki inşaat sektörünün geleceğini nasıl görüyorsunuz?
Ercan Bekar:
Ukrayna krizden çok etkilendi. Krizi en fazla yaşayan sektör ise inşaat sektörü oldu. Krizin en uzun süreceği sektör de yine inşaat sektörü olacaktır. Buraya gelip iş yapan Türk firmalarının sayısı ve aldıkları işlerin hacmi hızla artmıştı. Fakat şu anda ülkede yaşanan ve bankaları da derinden etkileyen finansal kriz inşaatların bir çoğunu durdurdu. Ukrayna'daki inşaatların %70'ten fazlası banka kredileri ile yapılıyordu. Bankalar para musluklarını kesince işveren ve müteahhit firmalar çok zor durumda kaldılar. Bu nedenle sektördeki işlerin çok büyük bir kısmı durdu. Şu anda bazı Türk firmaları hala inşaat sektöründe faaliyet gösteriyorlar, bu sevindirici bir durum. Ama genel tablo moral bozuyor, sektörde %80 belki de daha üzerinde bir daralma söz konusu. Benim görüşüm bu durumun kısa vadede değişmesinin mümkün olmadığı yönünde. Önümüzde bir seçim var. Seçimden çıkılıncaya kadar bir kıpırdama beklemiyorum. Seçim sonrası süreç te çok büyük değişiklikler olacak gibi gözükmüyor. Bankaların durumu malum. 2 Yıldan önce inşaat sektörünün eski noktasına gelmesi mümkün gözükmüyor.
TH:
Ukrayna'da genel ekonomik durumu nasıl değerlendiriyorsunuz? Yakında başkanlık seçimleri var, IMF anlaşması biraz moral verse de piyada hissedilir bir kıpırdanma yok. Büyüme rakamları aylık bazda umut veriyor ama sorunlu krediler, dövizdeki yukarı seyir endişeye neden oluyor. Dünya ekonomisinde büyüme olmazsa, ihracat gelirleri de çok büyük gelirler getirmeyebilir. Önümüzdeki bir kaç yılda ekonomik ortamı nasıl görüyorsunuz? Türkiye'de de moda tabirle "tünelin sonu" görünüyor mu sizce?
Ercan Bekar:
Ukrayna, serbest piyasa ekonomisine geçiş sürecinin sancılarını hala yaşıyor. Biliyorsunuz Türkiye 85 yıllık bir Cumhuriyet, bu süreçte dahi ülkemiz bir çok sıkıntılar yaşadı hem ekonomik hem de siyasi boyutta. Ukrayna'da durum biraz daha farklı. Ülke çok genç, ülke demokrasisi çok genç, serbest piyasa ekonomisi ile yeni yeni tanıştı. Burada kısa süre içinde siyasi istikrarın çok kısa sürede sağlanacağını düşünmüyorum. O nedenle bu duruma tabiri yerinde ise "alışmak" ve hazırlıkli olmak gerekiyor. Zamana ihtiyaç var.Eskiden parlamento ile ekonominin faaliyetleri birbirinden farklıydı. Demek istediğim, parlamentodaki bir gelişmeden ekonomi çok fazla etkilenmiyordu. Yani politik mücadeleler büyük ekonomik sonuçlar doğurmuyordu. Ama son ekonomik krizin gölgesinde devam eden politik çekişmeler ülke ekonomisini ciddi olarak etkiliyor. Bu da bizi haliyle endişeye sevk ediyor.
TH:
Uluslararası Türk Ukrayna İşadamları Derneği'nin (TUİD) Yönetim Kurulu Başkanı olarak, Ukrayna'ya gelmek isteyen, burada yatırım yapmak isteyen ya da ticareti düşünen Türk işadamlarına neler önerirsiniz? Şu anda en cazip sektörler hangileri?
Ercan Bekar:
Ama şurası kesinki bu ülkede yapılacak çok şey var. Bu ülkenin çok şeye de ihtiyacı var. Eğer Türkiye'deki bir yatırımcının şu anda hazır parası varsa ve burada gelip inşaat yapmak istiyorsa ideal bir dönem. .En karlı dönem. Maliyetlerin, fiyatın en düşük olduğu dönemi yaşıyoruz.Ama buraya gelecek olanlarin ; yatırımcı olarak gelmeyip , proje arayan, banka kredisi ile iş yapmayı düşünen kisi veya kuruluslarsa ; kendilerine bir kez daha düşünmelerini öneririm.Çok dikkat etmeliler.Kozmetik sanayi, gıda, tarım, enerji sektörleri şu aralar en cazip sektörler olarak görülüyor. Bu sektörlerde sürekli bir devinim, hareket var. Ukrayna tarımda çok geniş imkanları olan bir ülke, enerji sektörüne de yatırım yapılıyor. Bu alanlarla ilgilenilebilir.
TH:
Ukrayna 46 milyonluk bir ülke. Bölgesinin güçlü ülkelerinden biri ve gelişim perspektifi yüksek. Türkiye ile Ukrayna ilişkileri özellikle 2000'lerden sonra ekonomiden, siyasete bir çok alanda ivme kazanmış durumda. Kuzey komşumuz Ukrayna ile ilişkilerimiz hakkında ne söylemek istersiniz?
Ercan Bekar:
Ukrayna, Türkiye'ye karadan komşusu olan ülkelerden çok daha dost olduğu bir ülke. Aramızda bir deniz var. Ülkemize yaklaşımları yıllardır ticaret yaptığımız bir çok komşumuzdan çok çok daha iyi ve dostane. Son yıllarda artan yakın ilişkiler, seneden seneye güçlenerek devam ediyor. Bunun daha da artacağından eminim. 46 Milyonluk nüfusu ile Ukrayna, ülkemiz için önemli ve çok büyük bir pazar. Dış ticaret hacmimiz 8 milyar Dolar'a ulaştı. Ne üzücüdür ki yıllardır Türkiye, kuzey komşusu olan bir ülkeyi neredeyse tanımıyordu. İnsanlar, ki buna ben de dahilim Ukrayna dendiği zaman, Sovyetlerden kalan bir alışkanlıkla Rusya diyordum. Ama Antalya değince, orayı ayrı bir ülke sanan çok fazla Ukraynalı ile karşılaştım. Fiziki olarak bu kadar yakın iki ülkenin birbirlerini az tanımaları son derece kötü bir durum. Ama bu günler geride kaldı. İki ülke ekonomiden, savunmaya, siyasetten, kültürel alana kadar bir çok konuda sıkı işbirliği içinde.Ukrayna'da Türk yatırımlarının uzun süre baş oyuncuları inşaatçılardı. Ama artık telekominikasyondan, gıdaya, tekstilden, ticarete bir çok alanda çok sayıda Türk işadamı dostumuz başarılı faaliyetler gösteriyorlar.
TH:
Biraz da TUİD'den bahsedelim. Bu yılın başında yapılan bir seçimle ikinci kez TUİD Yönetim Kurulu Başkanlığı görevine seçildiniz. Zor bir dönem çünkü işadamlarımız krizden fazlasıyla etkilendiler. Kriz döneminde TUİD'in durumunu, krizden nasıl etkilendiğini, yeni projelerini TürkHaber okurları ile paylaşır mısınız?
Ercan Bekar:
TUİD faaliyetlerine başarı ile devam ediyor. Ama TUİD'in yönetimindeki arkadaşlarımız, üye olan işadamı dostlarımız krizden çok etkilendi. TUİD Türkiye ile Ukrayna arasında sosyal ve ekonomik alanda köprü vazifesi gören, çatı vazifesi üstlenen büyük bir sivil toplum örgütü. Amacımız; buraya gelmiş Türk işadamlarına, bu ülkenin koşullarında ekonomik zorluklarında destek olmak ve Ukrayna'yı anlatmak. Bunu özverili arkadaşlarımızın çabaları ile yerine getiriyoruz. Derneğin bir diğer amacı da geçmişteki dağınıklıkları ortadan kaldırıp, kriz yaşanan şu günlerde Türk işadamlarını bir çatı altında toplamak.
Gurbetteyiz sevgili Serkan, Türkiye'de olsak işlerimiz de yaşam koşullarımız da daha kolay olurdu. Ama burası Türkiye'den binlerce kilometre uzaklıktaki bir ülke.Türkiye'de gruplara ayrılıp, ayrı bölgelerde ayrı oluşumlar altında birleşmek, mumkun olabilir. Ama burada bu bize fayda getirecek bir yaklaşım olmaz.
Şöyle ki; düşünün birbirinden farklı bir sürü Türk organizasyonu farklı bölgelerde faaliyet gösteriyor. Peki nasıl baskı grubu olacaksınız? Nasıl hükümet nezdinde, Bakanlar düzeyinde işadamlarının haklarını savunacak, çıkarlarını koruyacaksınız? Dağıldıkça küçülürüz. Ama birlik içinde olduğumuz zaman, ep örnek gösterilen Ukrayna'daki bazı sivil toplum örgütlerinin (Amerikan ve Avrupa İşadamları Derneklerini kastederek) yaptığı gibi, çıkan bir kanunda, bir yasal düzenlemede söz sahibi olabiriz. Bu işler birlikle olur. Birlikle başarı kazanılır. Hem ülkemize hem de Ukrayna'daki Türk toplumuna faydalı oluruz.
O nedenle benim Ukrayna'da iş yapan, ya da Ukrayna'ya gelecek işadamı dostlarımıza söyleyeceğim burada oluşturduğumuz güzel, büyük bir çatımız, TUİD'imiz var.
Biliyorsunuz dernekçilik özveri ve maddi destek gerektiriyor. Herbirimiz gidip ayrı şehirlerde büyük paralar harcayarak bu işi yapmaya çalışırsak gücümüzü bölmüş oluruz. Tabiki demokratik bir ülkede yaşıyoruz, herkes istediğini yapmakta elbette özgür. Ama elimizde böyle kurumsal, tanınmış, kabul gören bir yapı var. Gelin bunu güçlendirelim.
TH:
TUİD'in yüzün üzerinde üyesi var ve bu sayı artıyor. Ama Ukrayna'da binlerce irili ufaklı çapta iş yapan işadamı var. Burada büyük bir rakamsal fark ortaya çıkıyor. TUİD üyesi olmayan Türk işadamlarına neler söylemek istersiniz?
Ercan Bekar:
İşim gereği Ukrayna'nın bir çok bölgesine ziyaretlerde bulunuyorum ve çok sayıda Türk işadamı ile karşılaşıyorum. Tanıştığım tüm işadamları TUİD'i çok iyi biliyorlar. Ama bir çoğu TUİD üyesi değil. Ama TUİD'in üye sayısının önce 200'leri geçip sonra 500'e ulaşması için çok uzun bir süre yok önümüzde. Biliyorsunuz TUİD 3 tane temsilcilik açtı. Bunlardan biri Kırım'da, diğerleri Harkov ve Odesa şehirlerinde. 4. ve 5. temsilciliklerimiz de geliyor. Yeni bir koordinatör görevlendiriyoruz, yakında göreve başlıyor ve üyelerimizle doğrudan ilgilenecek, işadamlarımıza ulaşacak. Tabi bizler de hem kişisel hem de kurumsal kimliklerimizle TUİD'e yeni üyeler kazandırıyoruz, kazandırmaya da devam edeceğiz. Belirgin artışı hep birlikte göreceğiz.
TH: En politik sorularımdan birini soruyorum. Hatırlıyorsunuz Nisan ayında, farklı ülkelerden gelen binlerce işadamının katıldığı çok büyük bir kurultay yapıldı. İstanbul'da yapılan Türk Girişimciler Kurultayı'na, Başbakan ve bakanların yanırısa, Türkiye iş dünyasının önde gelen firmaları ile yurt dışında iş yapan binin üzerinde işadamı katıldı. Ukrayna'dan sizinle birlikte birkaç işadamımız da vardı kurultayda. Bölge komiteleri seçildi, ama Ukrayna'dan hiçbir işadamı bu komitelerde yer almadı. Bu kadar büyük bir ülkeden, 8 milyar Dolarlık dış ticaret hacmimiz olan, milyar Dolar'ların üzerinde yatırım yaptığımız Ukrayna'dan hiçbir Türk işadamı komitelere giremedi. Bunu nasıl yorumluyorsunuz? İki sene sonraki kurultayda Ukrayna'dan Türk işadamlarının komitelerde yer alması için ne yapmak lazım?
Ercan Bekar:
Güzel bir soru Serkan bey. Bizim ilk önce Ukrayna içindeki durumumuzu örgütlenmemizi gözden geçirmemiz, alt yapımızı sağlamlaştırmamız gerekiyor.
Bu nasıl olur? Bu birlik olarak olur. Bu sürekli temas halinde olarak olur. Siz dışarıya karşı, isimleri birbirine benzeyen iki kuruluş olarak gittiğinizde akıllarda soru işaretleri oluşuyor. O günkü kurultaya dönelim. Bakıyorsunuz insanlar Azerbaycan'dan, Kazakistan'dan, Rusya'dan 60 - 70 kişi gelmişler. Tek bir adayı destekliyorlar, birlik içindeler. E bize bakıyoruz kendimize zaten sayımız az gitmişiz, tam hazırlıklı değiliz aramızda yeterli bir birlik te oluşmamış görüntüsü var... O nedenle, bir sonraki kurultayda başarılı olabilmek için, kendi bahçemize çeki düzen vermemiz, aramızdaki birliği ve ilişkileri güçlendirmemiz gerekiyor. Bu sağlandığı taktirde başarı kendiliğinden gelecektir.
TH:
Bir de öğrencilerimiz var. Sayıları neredeyse işadamlarımızın sayısına eşit öğrenci toplumumuz var. Sadece Kiev'de 1000 Türk öğrencinin eğitim gördüğü, Ukrayna genelinde bu rakamın 3000'e ulaştığı söyleniyor. Sıkıntıları var ve çoğunu biz bilmiyoruz, farkında değiliz. TürkHaber'in sadık okurları, geleceğin işadamları, bürokratları olacak öğrencilerimize başarılı bir işadamı olarak neler önermek istersiniz?
Ercan Bekar:
Türk öğrencilerinin sayısının Ukrayna'da bu rakamlara ulaşmış olması sevindirici bir gelişme. Büyük bir öğrenci grubumuz var. Şunu söylemek isterim; TUİD Yönetim Kurulu Başkanı olarak onların sorunlarına yeterince eğilemiyor olmaktan üzüntü duyuyorum. Bu bir öz eleştiridir. Biliyorsunuz bir dernekleri var, önümüzdeki dönemde kendileri ile biraraya gelip sorunlarını dinlemek istiyorum. Neler yapabileceğimizi konuşmak istiyorum.
TH:
Yani bunu TUİD, öğrencilerle biraraya gelecek diyebilir miyiz?
Ercan Bekar:
Evet; onlarla konuşup, neler yapabileceğimizi öğrenmek, neler yaptıklarından, nasıl yaşadıklarından, okul ve yaşam koşullarından haberdar olmak istiyorum.
Bu arkadaşlarımız buraya anne babalarının ne emeklerle oluşturukları birkimleri geliyorlar, ayakta kalmaya çalışıyorlar. Nasıl okuyorlar bilmiyoruz, yazları nasıl değerlendiriyorlar bilmiyoruz. Ekonomik krize nasıl dayanıyorlar bilmiyoruz.
Onlarla bunları konuşmak isterim. Örneğin şunu bilmek istiyorum, gelecek için ne düşünüyorlar? Buraya sadece okulu bitirmek için mi geldiler, yoksa burada çalışmak, kendileri ve ülkeleri için katma değer oluşurmak mı istiyorlar. Yani bir öğrenci buraya gelmiş, Rusçayı öğrenmiş, Ukraynacayı öğrenmiş, alanında başarılı olmuşsa ve biz bu arkadaşımızı Türkiye'ye gönderiyorsak ben buna üzülürüm.
TH:
Ne öneriyorsunuz öğrencilerimize, nasıl bir yol izlesinler.
Ercan Bekar:
İlk önce buraya okumaya geldiklerini akıllarından çıkarmasınlar. Alanlarında başarılı olmalılar. Öğrencilerimize biraz eleştiride bulunmak istiyorum. Ne yazıkki öğrencilerimizin büyük bir çoğunlu tabiri yerindeyse rahata alışmış durumdalar. Tatillerde, boş zamanlarda parasını aramadan kendi branslarinda staj yapmalılar. Öğrencilerimizin boş zamanlarında yapacakları pratikler; onlara mezun olduklarında iş kapılarını açacak.
Okul bittikten sonra iş aramaya başlıyor arkadaşlarımız. Şunu çok net söylüyorum iş kapılarının hepsi kapalı. Dili iyi bilmiyen, bu ülkeyi tanımayan alanında uzmanlaşmamış öğrencileri çok zor günler bekliyor. Kendilerine çeki düzen vermelerini öneriyorum, hayatı öğrenmeye çalışsınlar. Biz başarılı öğrencilerimize kapılarımız her zaman açık tutuyoruz.
Yeter ki alanlarında başarılı olsunlar. Kapıları açacak anahtar kendi ellerinde.
Teşekkür ediyorum Ercan bey.
F.Serkan BAĞ
TürkHaber
|
Yorumlar
zor zor…cekirdek ten yetişme bir insan bunu iyi anlar ama demekki şartlar değişiyomuş… Alıntı
Ercan Bey\'le gurur duyuyoruz.
Ve ogrencilerle daha yakindan ilgilenmesini rica ediyoruz, staj imkani istiyoruz… Alıntı